Visit with a Notable Figure
Bir doktor vardı, doktora da sordum, o da doktordu.
Amerikalı bir subay.
Sağlığını sordum, sağlığının iyi olduğunu söyledi, genç.
Her gün onu iki ya da üç kez muayene ediyoruz.
Young, genç demek, yani gençlik.
Gençlik.
Her hâlükârda bunu bitirdik ve orada
iki demir dolap vardı.
Bunların içinde kıyafetler vardı,
yani mahkemeye gelirken giydiği kıyafetler,
bunlar kafesin dışındaydı.
Kafesin dışında,
zamanı görmesi için bir duvar saati vardı.
Ben ve başsavcı
Saddam'ın bulunduğu yere yöneldik.
Onu salonda gördük, bu salon
yani hiçbir sandalyesi olmayan bir yerdi.
Sadece bitkiler için saksılar vardı, o da
sonra, "Onları ben diktim, bunlar tahıl," dedi.
Onlara bakıp düşünüyordu,
içeri girince dikkatini çekmek için ses çıkardım,
gerçekten de döndü. "Hoş geldiniz, Cafer Bey."
"Nasılsınız?" Sanki birinin
evine gelmişiz de
biz gelen misafirlermişiz gibi.
Evet.
"Hoş geldiniz," dedi. Ona, "Bu ne?" dedim. O da
ayakta dururken bana
açıklamaya başladı,
önemli olan
havanın
kışlık olmasıydı.
Hava biraz kararmıştı ve bazı yağmur damlaları
düşmeye başlamıştı.
Bu PRC'nin demir kafesinde
üstünde toz zerreleri vardı, onlar da üzerine düştü.
Sağ ve sol kolum biraz
Yağmurun yağması sonucu
oluşan toz parçacıkları,
O da, “Hayır, bu ne? Neden böyle başladı?” dedi.
Elimi okşamaya başladı.
Beni bir köşeye götürdü.
Yani ziyaretimizle ilgileniyordu,
bu yüzden bir sandalyeye oturduk ve
ben, o ve savcı masaya oturduk.
Diğeri.
End of transcript · 209 words · machine translated
Original transcript (Arabic)
هناك طبيب وسألت للطبيب أيضًا طبيب أمريكي ضابط سألته عن صحته قال صحته جيدة young ويوميا إحنا نفحصه مرتين أو ثلاثة. Young بمعنى شاب يعني شباب.
شباب. فعلى كل حال انتهينا من هذا وكان هناك دولابين حديد هذه فيها الملابس اللي يعني يجي بها للمحكمة وكذا
هذا خارج القفص، وساعة جدارية خارج القفص يشاهد بها الوقت، وفتوجهنا أنا والمدعي العام على مكان تواجد صدام،
فشفناه في القاعة هذه القاعة عبارة عن يعني ما بها أي كراسي وكذا فقط صناديق للنباتات، هو بعدين قال أنا زرعتها وهي حبوب ويتأمل بها وكذا،
فأنا من دخلت عملت صوت حتى يلتفت، ففعلا التفت أهلًا أستاذ جعفر شلونكم كأنما جايين لشخص في دارة، وإحنا ضيوف جايين.
نعم أهلًا وسهلًا وكان قلت له هاي شنو؟ قال قام يشرح لي وإحنا واقفين، المهم
فكانت الأجواء شتوية وكان هناك بعض ليلًا وبعض ذرات المطر بدأت تهطل، فكان هذا الـ PRC المشبك
الحديد به ذرات تراب فوقعت على ساعدي الأيمن اليسار بعض ذرات التراب نتيجة تساقط المطر، فهو بدأ لا هاي شنو ليش هالشكل بدأ
يمسح على يدي وأخذني بزاوية مهتم يعني بزيارتنا، فجلسنا على كرسي وجلسنا على طاولة أنا وياه والمدعي العام
الآخر.